Kayıtlar

Fikret Ürgüp, (1914-1977)

Fikret Ürgüp,  (1914-1977) Cumhuriyet 'in ilk bohem kuşağındandı, çok içti. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 'ni bitirdi, Amerika'da psikiyatri öğrenimi gördü, iç hastalıkları uzmanı, verem eksperi, ruh hekimi olarak çalıştı.  Yazılarını ve öykülerini yayımladı, resim yaptı. Sait Faik 'in yakın arkadaşı ve doktoru, Ahmet Hamdi Tanpınar 'ın Doktor Fikret'i, dünya kibarı bir marjinal olarak belleklerde iz bıraktı.  Kulüp 12'de kontenjan içkisini içen, karnını doyuran, dans edip rahatlayan Ürgüp; bütün kadın arkadaşlarının, sevgililerinin, eski karısının, erkek arkadaşlarının, dost sandıklarının, hep kılık kıyafet, para durumu, mazbut hayat, itibar, görünüş, derli topluluk, sosyal duruma ayak uyduruş, herkesler gibi olmak üstünde durduklarını, oysa kendisinin hep kendi gibi kaldığını, değişip uygunlaşamadığını yazdı günlüğüne.  " Ziyanım çok " dedi, yedi çeşit hastalığını şöyle sıraladı: " Aorta mezliği, hipertansiyon, karaciğer yetmezliği, a...

MEHMED KEMAL (Mehmed Kemal Kurşunluoğlu)

MEHMED KEMAL  "Oturmuşum rıhtımdaki kahveye Önümde martılar, deniz İçim bir dünya Dışım bir dünya Kederler oynaşıyor sularda." Tam adı Mehmed Kemal Kurşunluoğlu olan şair 11 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da doğdu. Ankara Erkek Lisesi'nde eğitimine devam ederken öğretmeninin yardımıyla Ulus gazetesinde çalışmaya başladı (1939) Liseden mezun olduktan sonra (1940) üç yıl Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam etti, bir yandan da Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Dairesi Reisliği'nde memurluk yaptı. Ancak okulu bitiremeden ayrıldı. Sol düşünce ve eylemlerinden ötürü 1943 yılında bir ay tutuklu kaldı. 1945 yılında yayınladığı ilk kitabı Birinci Kilometre önce toplatıldı, sonra serbest bırakıldı. Art 1945'de muhabir olarak gazeteciliğe başladı. Arkadaşlarıyla birlikte Battal Gazi gazetesini çıkardı (1945-48). 1947 yılında ikinci kez tutuklandı, dört buçuk ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra gittiği Yedek Subay Okulu...

Abdi İpekçi

Resim
Abdi İpekçi, 1929 senesinde İstanbul ’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan 'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından öldürüldü. ESERLERİ Afrika (1955),  İhtilalin Iç Yüzü (Ö. S. Coşar'la birlikte, 1965),  İnönü Atatürk'ü Anlatıyor (1968) Liderler Diyor ki (1969)...

Kristof Kolomb

Resim
  Kristof Kolomb (31 Ekim 1451 – 20 Mayıs 1506), Atlantik Okyanusu'na yaptığı dört seferi tamamlayarak coğrafî keşifleri başlatan ve Amerika'nın kolonizasyonunun yolunu açan Cenevizli kaptan ve kâşiftir. Katolik hükümdarlar tarafından desteklenen keşifleri; Karayipler, Orta Amerika ve Güney Amerika ile Avrupalıların ilk temâsı oldu. Genç yaşta denize açıldı ve kuzeyde Britanya Adaları'na, güneyde ise Gana'ya kadar seyahat etti. Büyük ölçüde kendi kendini eğitmiş birisi olarak, coğrafya, astronomi ve tarih ile ilgili geniş çapta kitaplar okudu. Kazançlı baharat ticaretinden kâr elde etmeyi umarak Doğu Hint Adaları'na batı üzerinden bir yol aramak için plan hazırladı.  Portekizli bir soylu kadın olan Filipa Moniz Perestrelo ile evlendi ve birkaç yıl Lizbon'da yaşadı, evlilikleri sırasında büyük oğlu Diego Kolomb dünyaya geldi. Eşinin ölümünün ardından Kastilyalı Beatriz Enríquez de Arana'yı metresi olarak yanına aldı. Bu birliktelikten ise, daha sonra meşru oğ...

PAUL KLEE

Resim
PAUL KLEE (18 Aralık 1879, Münchenbuchsee - 29 Haziran 1940, Muralto) Yedi yaşında keman çalmaya başladı. Eski Yunancaya ve resme özel bir ilgisi vardı. Yaşına göre oldukça iyi şiirler ve kısa öyküler yazıyordu.  1900’de Münih Akademisine gidip Franz von Stuck’un öğrencisi oldu, ama Stuck’un gelenekçi tavrını-anatomi bilgisini artırmak için sürekli desen çizdiriyordutepki göstererek okuldan ayrıldı. Bir İtalya yolculuğunun ardından Bern’e dönüp 1904 yılına kadar gravür çalışmalarına ağırlık verdi. Kübizmi, Rembrant’ı Goya’yı Rousseau’yu Cezanné’ı keşfetti; Kandinsky ve Der Blaue Reiter grubuyla dost oldu.  1906’da Lily Stumpf ile evlenerek Münih’e yerleşmişti. Henüz resim satamadığı için ailenin geçimini Lily’nin piyano dersleri sağlıyordu. 1907’de oğulları Felix doğdu, çok zor koşullarda yaşıyorlardı. 1914’de Tunus’a yaptığı yolculuk ışık ve rengin anlamını keşfetmesine yol açtı ve üslubunda derin izler bıraktı.  1916’da askere alınıp Münih yakınlarında bir hava üssünden...

Bâki Ayhan T.

  Bâki Ayhan T. 1969’da Adana’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu, yüksek lisans ve doktora yaptı.  Aynı üniversitede öğretim görevlisi; “Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri” dersleri veriyor. “Mandolinli Kız” başlıklı ilk şiiri Milliyet Sanat Dergisi Genç Şairler Antolojisi’nde çıktı (1985); aynı yıl Adana’da ilk şiir kitabını yayımladı.  Şiirlerini ve şiir üzerine yazılarını çeşitli dergilerde yayımlıyor. Düzyazılarında Bâki Asiltürk imzasını da kullanıyor.  1997-2004 yılları arasında şiir ağırlıklı edebiyat dergisi Budala’yı (27 sayı) çıkardı. Bu dergide 2003 yılı sonlarında “Soylu Yenilikçi Şiir” başlıklı manifestosunu yayımladı. Uzak Zamana Övgü kitabıyla 2004 Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü aldı.

LEONADRO DA VİNCİ

Resim
LEONADRO DA VİNCİ  Leonardo Da Vinci, 1452’de Floransa yakınlarındaki Vinci kasabasında evlilik dışı bir ilişki sonucunda doğdu. Babası Sen Piero, Floransa Senyörlüğü noteri zengin bir bey ve annesi Katerina ise yoksul bir köylü kızıydı. Leonardo’nun doğumundan sonra annesi o yöredeki bir sanatçıyla evlendi ve Leonardo babasının evinde gayri meşru bir çocuk olarak büyüdü. Leonardo, çocukluğunda müzik ve resmin yanısıra araç yapımı gibi teknik ve mekanik konulara ilgi duyuyordu. Bu ilgiyi gören babası, oğlunun çizimlerini dönemin ünlü heykelcisi ve ressamı olan Verrrochio’ya gösterdi. Verrochio, henüz 17 yaşındaki Leonardo’nun yeteneğini ilk bakışta anladı ve onu yanında çalıştırmak üzere Floransa’daki atölyesine aldı. O sırada rönesans başlamıştı ve Floransa’da sanat yönünden çok ilerleme kat edilmişti. Leonardo,burada resim ve heykel konusunda her türlü tekniği kazandı.  Çizimlerindeki keskin gözlem gücüyle birlikte gerçek varlıkların görünüşlerini ve hareketlerini; ışık ve g...